‘Yerel’ kategorisi için Arşiv

Ardahan’da Bunları da Haber Yapın.

Pazartesi, 12 Mart 2012

Ardahan’da Bunları da Haber Yapın.



Ardahan TBMM Suç ARAŞTIRMALARI Komisyonu tarafından 2010 yılında yapılan
çalışmada Türkiye’de suç oranının en yüksek olduğu il olarak açıklanmıştı.



 



Ardahanlıların ve Ardahan Valisi Mustafa Türkmen’in eleştirisine maruz kalan bu
çalışmanın gerçek verileri yansıtmadığı ileri sürülmüştü. Ardahan her ne kadar
bültenlerin son dakika haberlerine
konu olacak kadar hareketliliğin yaşanmadığı bir şehir olsa da yapılan bu
çalışmada çıkan sonuçlar şaşkınlık yaratmıştı. Ardahan
son dakika haberlerinin
Ardahan’ın meşhur kaşarı ve Çıldır Gölü hakkında çıkan haberlerden öteye
geçemeyeceğini belirten Ardahan Halkı basına yansıyan veriler karşısında oldukça
üzüldü.



 



Ardahan son dakika
haberleri
medya gündeminde son zamanlarda bu çalışma ile yer alsa da
Ardahanlıların isteği şehirdeki güzelliklerle gündemde yer bulmak. Gelin bu
yazımızda yapılan bu çalışmayı irdelemek yerine Ardahanlıların istediği gibi
Ardahan’ın güzelliklerinden biraz bahsedelim:



 



Yaklaşık 110.000 nüfusa sahip olan Ardahan Doğu Anadolu’nun kendine has
illerinden biridir. Ardahan’da sert karasal iklim hakim olmakla beraber kış
aylarının çok sert geçmesi nedeniyle tarımsal ürünün yetiştirilmesine çok fazla
müsait değildir. Bu nedenle hayvancılık ve buna bağlı olarak hayvansal üretim
daha çok gelişmiştir Ardahan’da.



 



Ardahan’da herkesin görmesi gereken yerlerin başında Karadağ gelir. Ardahan’ın
Damal İlçesinde Karadağ yamaçlarında oluşan Atatürk sülieti görenleri şakına
çevirir. Bu mucizeyi görmek için binlerce kişi Damal’a akın eder yaz aylarında.



 



Doğu Anadolu’nun ikinci büyük gölü olan Çıldır’ın Ardahan’da bulunması ayrı bir
değer katar Ardahan’a. Çıldır balıkçılık adına oldukça verimlidir. Çıldır göl
bir Sazan cennetidir adeta.



 



Ardahan’ın kaşarı da oldukça ünlüdür. Kalitesi ve lezzetiyle farkındalık
yaratmış bir ürün olan Ardahan Kaşarı bir marka olma yolunda hızla
ilerlemektedir. Her yıl Göle’de düzenlene Kaşar Festivali ile Ardahan Halkı
üretmiş oldukları kaşarın tanıtımı için çabalamaktadır.



 



Çok eski bir geçmişe sahip olan Ardahan’da birçok tarihi yapı ve kalıntı
bulunmaktadır. Kanunu Sultan Süleyman tarafından verilen emirle yapılan Ardahan
Kalesi günümüze dek ayakta duran tarihi yapılardan biridir. Yine 8.yüzyılda
yapıldığı tahmin edilen Atlas Kalesi, Posof İlçesindeki Savaşır Kalesi, Kurt
Kale şehrin önemli tarihi yapıtlarındandır.

CHP’ye yüz değil doku nakli lazım

Cumartesi, 10 Mart 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları…

Dünya Kadınlar Günü hakkında konuşan Erdoğan, “8 Mart’ta Mardin’de olacağım. Dünya Kadınlar Günü’nü Mardinli kadınlarla kutlayacağız. Üniversitelerde kız çocuklarına faşizan dayatma ve baskıya biz son verdik. Sağlık alanındaki reformlarla çilekeş Anadolu kadınlarını biz gözettik. Kadınlara yönelik şiddete sıfır tolerans gösterdik. Bu hafta Genel Kurul’a gelmesi beklenen tasarıyla inşallah kadına yönelik şiddete de en kapsamlı önlemler getiriyoruz. Sadece kadın demeyeceğiz, her iki taraf da olabilir. Bugün buradan 8 Mart vesiyesiyle Van’ın kadınlarını, depremzede hanım kardeşlerimizi yürekten selamlıyorum. Uludere’de yakınlarını kaybetmiş hanım kardeşlerimizi selamlıyorum. Özellikle Filistin’in, Gazze’nin, Hama’nın, Humus’un mazlum ama mağrur kadınlarını selamlıyorum” dedi.

Erdoğan konuşmasında Suriye’yle ilgili gelişmelere değindi ve yine Esad’a seslendi. Erdoğan şunları söyledi: “Son günlerde saldırılar insanlık dışı bir vahşet görünümü almaya başladı. Suriye’den sağlıklı ve net bilgiler almak mümkün olmuyor. Suriye yönetimi kendi halkını katletmeyi bir kez daha acımasızca sergilemeye devam ediyor. Uluslararası toplum bunu izlemekle yetiniyor. Uluslararası toplum bu vahşete ortak oldu. Akan kan katliamları gerçekleştiren zalimlere olduğu kadar, seyirci kalan ülkelerin tarihlerine kara bir leke olarak yazıldı. Suriye’deki katliama sessiz kalan ülkelere sesleniyorum. Kriz karşısında çözüm üretemeyen kuruluşlara sesleniyorum. Masum bir çocuğun akan bir damla kanı, her türlü stratejinin kat be kat üzerindedir. Bir damla gözyaşı film izler gibi katliamı izleyenlerin ellerine yüzlerine yapışır ve oradan da hiçbir zaman çıkmaz. Buradan Beşar Esad’a yine hatırlatıyorum. Babasının yaptıklarının hesabı bu dünyada sorulmadı, ama er ya da geç bu katliamın hesabı oğul Esad’dan sorulacak. Suriye şehirlerinde akan kan yerde kalmayacak. Daha fazla vakit kaybetmene Arap Ligi planı uygulamaya konmalıdır. Suriye halkı asla yalnız değildir.”

MERKEZ BANKANIZ NAL TOPLARSA BİTERSİNİZ

Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirme yapan Başbakan sözlerini şöyle sürdürdü: “İşsizlik 2011′de yüzde 9.8′e geriledi. Böylece son 10 yılın en düşük oranına ulaştık. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10.4 arttı. 2011′in tamamında ihracat 135 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu elde etti. Şu an döviz rezervimiz altın dahil 89 milyar dolar. MHP, DSP hükümetinin IMF’ye borcu 23.5 milyar dolardı. Son geldiğimiz nokta 2.8 milyar dolar. Onlar borçlandı, biz ödedik. Bunlar başka şeylerle avundular. MHP’ye gönül veren kardeşlere sesleniyorum. Ben rakamlarla konuşuyorum. Bunların bu ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yok. Eğer sizin Merkez Bankanız nal toplarsa bitersiniz. Kasaları dolu olursa stand-by anlaşman senin olsun der yolumuza devam ederiz. Şu anda biz IMF’nin de ortağıyız. Ondan gelecek paraya ihtiyacımız yok.

YALAN MAKİNESİ SÖZÜ İLTİFAT

TL için önemli bir adım attık. TL’den biz sıfırı attığımız zaman birileri enflasyon patladı diyordu. Bunu diyenlerden biri Taksim’e çıkar dört ayaklı bilmem ne gibi anırırım diyordu. Herhalde onu şimdi köşesinden icra ediyor. TL’den altı sıfır atıldı, enflasyon patladı mı, çatladı. İki hanelide aldık, yıl sonu itibariyle 10 küsürle kapadık ama yine azalma var. MB simge için bir yarışma açtı. Birinci olan çalışma üzerinde MB’nin tasarımcıları da bazı düzenlemeler yaptılar. Simge açıklanınca Türkiye’de tahminden çok daha fazla sanat eleştirmeni olduğunu fark ettik. Alttan bakınca şuna benziyor, aynaya tutunca şu oluyor diyerek zorlama yorumlar yapıldı. CHP’yi özellikle tebrik ediyorum. Hayal güçlerini zorlayarak simgede RTE harflerinin bulunduğunu iddia ettiler. Bu iddialarını da kamuoyuna duyurdular. Mübarek CHP değil, Cumhuriyet Hayal Partisi. Devlet Bahçeli bunun gerisinde kalır mı, hayal dünyası çok daha geniş. Bir süredir hayal bahçesinde yaşıyor. Sıfırları silip çıkarıp 40′ıncı yılında MHP’yi iktidara taşıyacaktı. Ama evdeki karmaşık hesap çarşıda tutmadı. Bir tanesi komisyonda 12 saat konuşmuş. Hangi çözüm önerisiyle geldiniz. Yapılanı kötülemekten bir milim öteye gidemediler. Bunların siyaset anlayışı sadece çamur atmak, sadece iftira atmak, yalan söylemek üzerine kurulu. Ben seçim sürecindeki iddiaları nedeniyle CHP Genel Başkanı’na şunu söylemiştim. Hesap uzmanı olarak işe başladın ama yalan uzmanı oldun. Yürüyen yalan görmek istiyorsanız CHP Genel Başkanı’na bakın demiştim. Belli ki çok alınmış, bana 6 defa yalan makinesi dedi. Peki yalan makinesi nedir? Yalanı test eden yalanı ortaya çıkaran cihazdır. Farkına varmadan bize iltifat ediyor, teşekkür ederim.

CHP’NİN DOKU NAKLİNE İHTİYACI VAR

Kaset operasyonuyla çok başarılı yüz nakli gerçekleştirildi. Ama CHP’nin toplumsal dokuyla uyuşacak doku nakline ihtiyacı var. CHP’nin önce genlerini değiştirmesi gerekiyor. Geçen hafta çıktı AK Parti’yi 28 Şubat’ın ürettiğini söyledi. 28 Şubat’ta davulları siz çalıyordunuz. Müdahaleye neden çanak tuttunuz. Piyon olarak kullanılmaş ikna odalarının mucitlerini neden partinizden milletvekili yaptınız? AK Parti’ye kapatma davası açıldığında Ankara’da hakimler var diyen siz değil miydiniz? Bizi arkadan hançerlemekle itham eden Kılıçdaroğlu bu iftiralarını Eski Genel Başkanı’nın gözünün içine baka baka yapıyorlar. Biz AK Parti’yi kapatılan partinin arkasından kurduk. Ama siz eğer Brütüs arıyorsan aynaya bak. Aynaya baktığında ziyaretine gidip çıktığında ‘aday olmayacağım’ deyip aday olan bir Brütüs göreceksin. Yüz nakli yapıldı ama genler aynı. 28 Şubat değil mi İmam Hatiplerin orta kısmını kapatan. Ona sahip çıkan kim, sensin. Kızlarımızın üniversiteye gidebilmesinin önünü açmak için yapılan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götüren sen değil misin?

28 Şubat mimarlarının zihniyeti, eğitim sistemi üzerinde ağır tahribata neden oldu. Kademeli eğitimle 28 Şubat’ın son izini siliyoruz. Milli Eğitim şuralarında yapılan araştırmaların ışığında bu düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz. Elitlerin, patronların talepleri değil, milletin talepleri doğrultusunda bir adım atiyoruz. Ben TÜSİAD’a hafif yollama yaptım, rahatsız oldular. Biz Zekai Baloğlu’nu iyi biliriz. O raporu hazırlatan TÜSİAD aynı TÜSİAD değil miydi? Ben İmam Hatip mezunu bir Başbakan’ım. Beni üniversiteye almadılar. Gideceksin bir de lise bitireceksin. O dönemdeki bütün arkadaşlarımız gittik bir daha lise bitirdik. Bize hendek atlattılar. Buna rağmen yine hazmedemiyorlar. İsteseniz de, istemeseniz de bu millet sahip çıkıyor. 21.5 milyon oy böyle geldi. Biz 75 milyonu kucaklıyoruz. Ben yine de TÜSİAD’ı tebrik ediyorum. TÜSİAD tutarlı davranıyor. Ama CHP’ye de tavsiyemiz eğilmeden ne söyleyeceğini açık açık söyle. Omurgalı bir duruş sergile. İkna odalarının mucitleri Danıştay’a gidiyor. 4+4+4′ün önünü kesmek için. TBMM artık yasayla bu işin de noktasını koyacaktır.”

Emine Erdoğan Uludere’de

Cumartesi, 10 Mart 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Uludere’ye geldi.

Emine Erdoğan’ın yanı sıra kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve eşi Yıldız Atalay, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AK Parti milletvekilleri de Mardin’den helikopterle Uludere’ye geldi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bölgede, Emine Erdoğan ve beraberindekiler, Ortasu köyü muhtarı Haşim Encu’nun evini ziyaret etti.

Encu’nun evinde 2,5 ay önceki hava operasyonunda hayatını kaybedenlerin yakınları da bulunuyor. Hayatını kaybedenler için muhtarın evinde mevlit okutuluyor.

Hesabı Esed’ten sorulacak

Cumartesi, 10 Mart 2012

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’ye insani yardım koridorlarının derhal açılması, başta Humus olmak üzere insani yardımların Suriye halkına ulaştırılması için Suriye yönetimi üzerinde baskı oluşturulması gerektiğini belirterek, ”Artık daha fazla vakit yitirmeden, daha fazla can kaybı olmadan Arap Ligi Planı uygulamaya konulmalıdır” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi. 

Başbakan Erdoğan, 2 gün sonra tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanacağını anımsatarak, ”AK Parti Grubu’ndan tüm dünya kadınlarının, ülkemizin vefakar, cefakar, onurlu kadınlarının 8 Mart Kadınlar Günü’nü yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu. 

8 Mart’ta Mardin’de olacaklarını, bir dizi açılış gerçekleştireceklerini ifade eden Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü’nü Mardinli hanım kardeşleriyle, coşkuyla kutlayacaklarını söyledi. Erdoğan, dünya, hoşgörü kenti olan Mardin’den Türkiye ve dünya kadınlarına en anlamlı mesajları ileteceklerini bildirdi. 

AK Parti Hükümeti olarak, 9 yıldır Türkiye’de her alanda çok yoğun mücadele yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

”Yurtiçinde demokrasinin standartlarını daha ileri seviyelere taşımanın, ekonomiyi büyütmenin, huzur, güvenlik, istikrarı pekiştirmenin mücadelesini veriyoruz. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet başta olmak üzere Türkiye’yi her alanda çok daha huzurlu, kalkınmış, müreffeh ülke haline getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada barış, dayanışma, hoşgörüyü savunuyor, savaşların, çatışmaların, krizlerin sona ermesi için aktif görevler üstleniyoruz. Hiç kuşkusuz bu mücadeleyi insanlık, adalet için veriyoruz. Ama bu mücadelede kadın ve çocukların özellikle gözetildiğini, dikkate alındığını, her ne yapıyorsak öncelikle onlar için yaptığımızı vurgulamak istiyorum.” 

-”Faşizan dayatmaya biz son verdik”-

Erdoğan, dünyanın neresinde olursa olsun savaşların, çatışmaların, önce kadın ve çocukları hedef aldığına, en fazla onları yaraladığına işaret etti. Erdoğan, ekonomik krizlerin, terör, göç, yoksulluğun toplumlarda en fazla kadınları, çocukları etkilediğini, hedef aldığını dile getirdi. Erdoğan, antidemokratik uygulamalar, baskılar, zulümler, dayatmalar, kısıtlamaların en çok kadınlara, çocuklara hayatı zehir ettiğini vurguladı.

AK Parti olarak, Türkiye’de 9 yıldır gerçekleştirdikleri reformların, yaptıkları yatırımlar, uygulamalar, attıkları adımların, her şeyden çok kadınları mutlu ettiğini anlatan Erdoğan, onların yaşamlarında adeta sessiz devrim gerçekleştirdiğini belirtti.

Erdoğan, eğitim imkanlarından en önce kadınların, kızların yarlarlanmasını amaçladıklarını vurgulayarak, 9 yıldır eğitim, kızların okuması noktasında önemli başarı elde ettiklerini söyledi. Erdoğan, ”Kızların okullaşma oranını yükselttiğimiz kadar, üniversitelerde kız çocuklarına kılık, kıyafetlerinden dolayı uygulanan faşizan dayatma ve baskıya biz son verdik” dedi.

-”Her iki taraf da olabilir”-

Sağlık alanında reformlarla en çok anneleri, kadınları, çilekeş Anadolu kadınlarını kendilerinin gözettiklerini belirten Erdoğan, terörle mücadeleyi; anneler ağlamasın, kadınlar dul, çocuklar yetim kalmasın diyerek, kadınlar adına daha azimle, kararlılıkla yürüttüklerini söyledi.

”İşkenceye sıfır tolerans gösterdiğimiz kadar kadınlara yönelik şiddete de sıfır tolarans gösterdik” diyen Erdoğan, şiddeti önleme yasa tasarısıyla, kadına yönelik şiddete de en kapsamlı, kararlı şekilde önlemler getirdiklerini anlattı. Erdoğan, ”Burada sadece kadın demeyeceğiz ‘mağdura’ diyeceğiz, her iki taraf da olabilir” diye konuştu.

Sadece Türkiye’deki değil, bölgedeki, dünyadaki kadınların da haklarını en güçlü şekilde savunduklarını ifade eden Erdoğan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya, Mısır’ın kadınları için seslerini yükselttiklerini açıkladı. Erdoğan, Afganistan, Somali, Bosna, Irak, Filistin, Suriye’nin kadınları, çocukları için yüreklerini ortaya koyduklarını vurgulayarak, sözlerini, ”Buradan, AK Parti Grubu’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle özellikle Van’ın kadınlarını, depremzede hanım kardeşlerimizi yürekten selamlıyorum. Van’daki yavrulamızı gözlerinden öpüyorum. Uludere’de yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş mahsun anneleri, hanım kardeşlerimizi selamlıyorum. Kuzey Afrika’nın, Somali’nin Ortadoğu’nun yüzyıllardır çile çeken kadınlarını kalpten selamlıyorum. Özellikle Filistin, Gazze, Şam, Halep, Hama, Humus, İdlib, Dera’nın mazlum ama mağrur kadınlarını selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyanın tüm kadınları, ülkemizdeki tüm hanım kardeşlerimiz için kutlu olsun diyor, hepsini saygıyla selamlıyorum” diye sürdürdü.

-Suriye-

Başbakan Erdoğan, Suriye yönetiminin, uzun süredir kendi halkına yönelik uyguladığı şiddetin dozunu artırdığına dikkati çekti. Son günlerde saldırıların, insanlık dışı bir vahşet görünümü almaya başladığını belirten Erdoğan, Suriye’nin çeşitli kentlerine, ordu imkanları, milis güçleri, keskin nişancılarla yapılan özellikle ağır silahlarla birlikte yapılan bu saldırılarda içinde çocuk ve kadınların bulunduğu onlarca masum insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Erdoğan, artık 11 yaş üstü grubun yakalanıp, yatırılıp, boğazlanarak öldürüldüklerinin fotoğraf ve haberlerini aldıklarını bildirdi.

Gazetecilerin katledildiği, uluslararası yardım kuruluşların giremediği Suriye’den sağlıklı, net bilgiler almanın mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, ”Suriye yönetimi, geçmiş dönemlerde de en iyi yaptığı şeyi; kendi halkını katletmeyi, silahları kendi halkına doğrultmayı, bugün bir kez daha acımasızca, vurdumduymaz şekilde tüm dünyanın gözleri önünde sergilemeye devam ediyor. Ne yazık ki başta BM olmak üzere, uluslararası toplum, bütün bu olanları bir kez daha sadece izlemekle yetiniyor. BM’den çıkarılamayan kararlar, bazı ülkelerin çekinceli tavrıları, Suriye’de Esad yönetimine adeta güç veriyor, katlimaları adeta teşvik ediyor” diye konuştu.

-”Vicdanlarına yapışır”-

Erdoğan, 1948′de Deyri Yasin’de, 1982′de Sabra ve Şatilla’da, aynı yıl Hama’da, 1988′de Halepçe’de,1994′de Ruanda’da, 1995′te Srebrenitsa’da, 2009′da Gazze’de yaşanan katliamların, insanlığın vicdanında çok ağır yaralar açtığını belirtti. Erdoğan, bu ve benzeri katliamların insanlığın gözü önünde işlendiğini, uluslararası toplum, uluslararası kuruluşlar, devletlerin kimi zaman elleri kolları bağlı bu vahşice cinayetleri izlediğini, kimi zaman daha ileri gidip, bu vahşete ortak olduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

”Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, bu katliamların hiçbiri unutulmadı. Akan kan, bu katliamları gerçekleştiren zalimlere olduğu kadar, bu katliamlara seyirci kalan, tepkisiz kalan, teşvik eden ülkelerin tarihlerine kara leke olarak kazıldı.

Tüm dünyaya sesleniyorum; Suriye’deki katliama sessiz, tepkisiz kalan, göz yuman, müsamaha gösteren ülkelere sesleniyorum; kriz karşısında çözüm üretemeyen, bu tavrıyla çözümsüzlüğü teşvik eden uluslararası kuruluşlara sesleniyorum: Masum bir çocuğun akan bir damla kanı, her türlü stratejinin, her türlü güç ve çıkar hırsının, katbe kat üzerindedir. Masum bir çocuğun bir damla kanı, bir damla gözyaşı, film izler gibi katliamı izleyenlerin ellerine, yüzlerine, en önemlisi onların vicdanlarına yapışır, oradan da hiçbir zaman çıkmaz, çıkmayacaktır.

Buradan Beşşar Esad’a bir kez daha hatırlatıyorum: Babasının yaptıklarının hesabı, bu dünyada sorulmadı, ama er ya da geç, bu yapılanların, bu zulmün, bu katliamın hesabı oğul Esad’tan sorulacak. Bu kez Suriye şehirlerinde akan kan yerde kalmayacaktır. Suriye insani yardım koridorları derhal açılmalıdır. Başta Humus olmak üzere insani yardımların Suriye halkına ulaştırılması için Suriye yönetimi üzerinde mutlaka baskı oluşturulmalıdır. Artık daha fazla vakit yitirmeden, daha fazla can kaybı olmadan Arap Ligi Planı uygulamaya konulmalıdır. Türkiye olarak Suriye’deki vahşeti, insanlığın gündeminde tutmaya devam edeceğiz. Uzun süredir yürüttüğümüz diplomatik girişimleri kararlılıkla sürdüreceğiz. İstanbul’da bu ay düzenleyeceğimiz konferansla, dünyanın dikkatini Suriye üzerinde toplayacağız. Suriye halkını, Suriye muhalefetini, onurlu, kararlı direnişlerinden dolayı bir kez daha selamlıyorum. Bilsinler ki Türk halkı, her zaman yanlarında olacak, acıyı, hüznü paylaşmaya devam edecektir. Suriye halkı asla yalnız değildir, asla yalnız bırakılmayacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”CHP’de kaset operasyonu ile çok başarılı bir yüz nakli gerçekleştirildiğini” belirterek, ”CHP’nin eski yüzünü aldılar yeni bir yüz naklettiler ama CHP’nin asıl toplumsal dokuyla uyuşacak doku nakline ihtiyacı var” dedi. 

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta içerisinde Türkiye ekonomisi için sevindirici gelişmelere şahit olunduğunu söyledi. 

TÜİK’in 2011 yılının tamamı için işsizlik oranların açıkladığını anımsatan Erdoğan, 2010 yılında işsizliğin küresel krizin etkisiyle yüzde 11,9 olarak ölçüldüğüne dikkati çekti. Erdoğan, ”2011 sonunda ise işsizlik 2,1 puan azalarak yüzde yüzde 9,8′e geriledi. Böylece işsizlikte son 10 yılın en düşük oranına ulaşmış olduk. Yine geçtiğimiz hafta Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından Şubat ayı ihracat rakamları açıklandı. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,4 arttı ve 11 milyar 156 milyon dolar olarak gerçekleşti” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, geçen yılın tamamında ihracatın 135 milyar dolar ile tüm zamanların rekorunu kırdığını belirterek, şöyle devam etti:

 ”Şu anda geriye dönük 12 aylık ihracatımız da 137 milyar dolara ulaşarak yine tüm zamanların rekorunu elde etti. Hayırlı olmasını diliyorum. 

İki önemli göstergeyi daha hatırlatmak istiyorum; Merkez Bankası rezervimiz biz geldiğimizde yani MHP-DSP ve malum diğerini söylemimize gerek yok, bu iktidar döneminde rezerv 27 milyar dolardı. Şu anda döviz rezervimiz, altın dahil ne oldu biliyor musunuz, son rakam 89 milyar dolar. Yine aynı hükümet, MHP-DSP-malum… O zaman da IMF’ye olan borcumuz 23,5 milyar dolardı. Son gelinen rakam, 2,8 milyar dolar. 23,5 milyar dolar nere, 2,8 milyar dolar nere? Onlar borçlandı, biz ödedik. Olay bu kadar açık ve net ortada. 

Bunlar başka şeylerle avundular, hala onlarla övünüyorlar. MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, MHP’nin yönetimiyle işim yok. Oraya gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; bakın belgelerle, rakamlarla konuşuyorum ve bunların bu ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yok. Biz, alt yapısıyla, üst yapısıyla, onurumuzla, gururumuzla bu milletin şanını tarihte olduğu gibi yükseltme gayreti içindeyiz. Eğer sizin merkez bankanız nal toplarsa bitersiniz ama yok sizin merkez bankanızın kasaları dolu dolu olursa o zaman IMF’ye, ‘stand-by anlaşmanız sizin olsun’ der, yolumuza devam ederiz. Stand-by anlaşması diye bir şey yapıyor muyuz?_Biz kapıları kapattık, bitirdik. Şu anda biz aynı zamanda IMF’nin ortağıyız, onu da söyleyeyim. Orada belli bir hissemiz var. O noktadayız. Ondan gelecek paraya falan şu anda ihtiyacımız yok.” 

-TL’nin simgesini ilişkin tartışmalar- 

Geçen hafta içerisinde Türkiye ekonomisi ve Türk Lirası açısından çok önemli bir adım attıklarını belirten Erdoğan, dünyada birçok para biriminin simgesi bulunduğunu hatırlattı. 

Bu simgelerin hem paranın, hem de ülkenin tanıtımına katkı sağladığı gibi yazışmaları da kolaylaştırdığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

”Türk Lirasından 6 sıfırı attığımız zaman, birileri ne diyordu, ‘Eyvah enflasyon patladı, çatladı…’ Hatta bunu diyenlerden bir tanesi, ‘ben Taksim’e çıkar, şöyle yaparım, böyle yaparım, dört ayaklı bilmem ne gibi anırırım’ diyordu. Herhalde onu şimdi köşesinden icra ediyordur. Orada yapamıyor. Çünkü, bunlar hakkı teslim edemediler. TL’den 6 sıfır atıldı enflasyon patladı mı? Biliyorsunuz iki haneli aldık, yüzde 39 küsurdan şu anda tek haneliyi gördük. Bu arada bir oynama oldu. Yıl sonu itibarıyla 10 küsurla kapadık ama şimdi azalma var, inşallah yine tek haneliye doğru yöneliyoruz.” 

Türk Lirasından 6 sıfır atıldıktan sonra bir simge arayışına girdiklerini anlatan Erdoğan, Merkez Bankasının bunun için açtığı yarışmaya 8 bin 362 kişi katıldığını söyledi. Değerlendirmelerin ardından 4 çalışma finale kaldığını belirten Erdoğan, cezaevlerinden bile yarışmaya katılanların olduğunu ifade etti. 

Birinci olan çalışma üzerinde Merkez Bankasının tasarımcılarının da bazı düzenlemeler yaptığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: 

”En uygun, en kolay, en farklı simge ortaya çıkarıldı. Bunu kamuoyuna açıkladık. Simge açıklanınca Türkiye’de tahminimizden çok daha fazla grafiker ve sanat eleştirmeni olduğunu fark ettik. Başladılar, ‘alttan bakınca şuna benziyor’, ‘üstten bakınca şuna benziyor’, ‘aynaya tutunca şu oluyor’ diyerek, son derece zorlama yorumlar yapıldı. Burada Cumhuriyet Halk Partisini özellikle tebrik ediyorum. Hayal güçlerini zorlayarak, sınırları aşarak, simgede ‘RTE’ harflerinin bulunduğunu iddia ettiler. Bu iddialarını da resmi yazılı açıklamayla kamuoyuna duyurdular. Mübarek, Cumhuriyet Halk Partisi değil, Cumhuriyet Hayal Partisi. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bunun gerisinde kalır mı? Bahçeli’nin hayal dünyası çok daha geniş. Sayın Bahçeli bir süredir zaten hayal bahçesinde yaşıyor. Hatırlayın, 2009′un sıfırlarını silip, toplayıp, çıkarıp 40 rakamını bulup, 40. yıldönümünde MHP’yi iktidara taşıyacak ama evdeki karmaşık hesap çarşıda tutmadı.

Biz muhalefet partilerini eleştirirken sürekli bir şey söylüyoruz, bir soru soruyoruz. Şu ülkede Allah aşkına nerede bir eseriniz var, bunu bir söyleyin. Bize yol gösterin, deyin ki ‘Ey iktidar, gel şunu şunu yap’ deyin. Bu ülkeye bir şeyler kat. Gelin böyle bir şey yapın. Nerede üst üste koyduğunuz iki tuğla var? Ne olur bize bir gösterin. Bugüne kadar bu sorumuza cevap alamadık.”

Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından izleyici sıralarından bir vatandaşın, ”Yok ki Başbakanım yok” diye bağırması, salonda gülüşmelere neden oldu. 

”Zaten dikili ağaçları olsa bunu görürdük” ifadesini kullanan Erdoğan, ”9 yıldır muhalefetteniz. Allah aşkına ne ürettiniz, ortaya ne koydunuz? Muhalefet olmak adına ne yaptınız? Bir tanesi övünüyor, komisyonda, CHP’li milletvekili 12 saat konuşmuş… Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. Hangi siyaseti ürettiniz, hangi çözümü ürettiniz, hangi çözüm önerisiyle geldiniz. 9 yıla, geriye doğru bir bakın; yapılanı kötülemekten, yapılanı eleştirmekten, yapılana kulp takmakta bir milim öteye gidemediniz. Bunların muhalefet anlayışı, ‘aka kara, karaya da ak’ demektir” şeklinde konuştu. 

-”Brutus arıyorsan”- 

”Bunların siyaset anlayışı sadece çamur, iftira atmak ve yalan söylemek üzerine kuruludur” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: 

”Kıskançlık bunların gözünü karartmış. Seçim sürecindeki iddiaları ve ithamları nedeniyle CHP Genel Başkanı’na, ‘hesap uzmanı olarak işe başladın ama yalan uzmanı oldun’ demiştim. Bir de ‘yürüyen yalan görmek istiyorsanız CHP Genel Başkanı’na bakın’ demiştim. Belli ki çok alınmış, içine oturmuş. Geçen hafta grup konuşmasında, bana arka arkaya, 6 defa ‘yalan makinesi’ dedi. Peki, ‘yalan makinesi’ nedir? Yalanı test eden, yalanı ortaya çıkaran makinedir. 

Edebiyatta hiciv sanatına örnek olarak gösterilen Nefi’nin çok meşhur bir dörtlüğü vardır. Çok güzel bir dörtlüktür. Nefi, ”Tahir efendi bana kelp demiş, İltifatı bu sözde zahirdir, Maliki mezhebim zira, İtikadımca kelp tahirdir” demiş. CHP Genel Başkanı bana ‘yalan makinesi’ diyerek güya hakaret etmeye çalışıyor ama aslında kendi yalanlarını ortaya çıkardığımız için farkına varmadan iltifat ediyor. Teşekkür ediyoruz. 

CHP’de kaset operasyonu ile çok başarılı bir yüz nakli gerçekleştirildi. CHP’nin eski yüzü aldılar yeni bir yüz naklettiler ama CHP’in asıl toplumsal dokuyla uyuşacak doku nakline ihtiyacı var. CHP’nin önce genlerini değiştirmesi gerekiyor. CHP’nin, statükocu, Ergenekoncu, komplocu, komitacı, hizipçi zihniyetten kurtulması gerekiyor. CHP’nin bu millete ödettiği ağır faturalarla, ağı bedellerle yüzleşmesi gerekiyor. İstiklal Mahkemeleriyle, Dersim ile tek parti döneminin zulümleriyle, yasaklarıyla, ceberut tavrıyla yüzleşmeden CHP’nin genleri değişmez. Dersimle ile ceberut tavrıyla yüzleşmeden CHP’nin genleri değişmez.

Geçtiğimiz hafta çıktı, ‘AK Parti’yi 28 Şubat’ın ürettiğini’ söylüyor. 28 Şubat hangi yıl oldu, AK Parti ne zaman kuruldu? Peki siz o zaman neden 28 Şubat’a sahip çıktınız ey CHP? 28 Şubat’ın tam tam sesleri sizlerden çıkıyordu. Siz davulları çalıyordunuz. 28 Şubat’a neden kol kanat gerdiniz, neden alkışladınız, müdahaleye neden çanak tuttunuz? 28 Şubat’ta piyon olarak kullanışmış, ikna odalarının mucitlerini daha 8 ay önce, 12 Haziran’da neden partinizden milletvekili yaptınız? 12 Haziran seçimlerinde 28 Şubat’ın orkestra şefiyle neden işbirliği yaptınız? Neden birlikte aday belirlediniz? AK Parti’ye kapatma davası açıldığında, ‘Ankara’da hakimler varmış diyen siz değil miydiniz? 27 Nisan bildirisini alkışlayan ey CHP siz değil miydiniz? 

Bizi ‘arkadan hançerlemekle’ itham eden Kılıçdaroğlu… Bu iftiralarını karşısında oturan ve arkadan hançerlediği eski genel başkanının gözünün içine içine baka baka yapıyorlar.” 

AK Parti’yi kapatılan bir partinin arkasından kurduklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ”Ama siz ey Kılıçdaroğlu, eğer Brutus arıyorsan, aynaya bak aynaya bak. Aynaya baktığında ziyaretine gidip çıktığında ‘Genel Başkan olmayacağım’ deyip bir gün sonra çark eden ve aday olan bir Brutus göreceksin” dedi. 

”Yüz hakli yapıldı ama genler, tepkiler, refleksler aynı” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu: 

”Çünkü 28 Şubat değil mi, imam hatiplerin orta kısmını kapatan? 28 Şubat değil mi üniversitelerde kızlarımızın önünü kapatan? Ona sahip çıkan kim? Sensin. Geç onu. MHP ile birlikte kızlarımızın üniversiteye rahatlıkla gidebilmesini önünü açmak için biliyorsunuz anayasa değişikliğini gerçekleştirdik. Anayasa Mahkemesine bunu götüren ve o dilekçenin altında imzası olan sen değil misin Kılıçdaroğlu? Bazı gazetelerde bugün o şanlı imzan var” diye konuştu.

CHP’li vekilin limon takıntısı güldürdü!

Cumartesi, 10 Mart 2012

Yeni eğitim modeli hakkında, komisyonda 12 saat kesintisiz konuşma yapan CHP’li milletvekili Engin Özkoç, Cüneyt Özdemir’e konuk oldu.

12 saatlik konuşması esnasında sıcak su içerek kesintisiz olarak metni tamamladığını belirten Engin Özkoç, yeni formulün kız çocukların okumasına engel olacağını savundu.

CHP’nin düzenlemeye tepkisini dile getiren Engin Özkoç, Cüneyt Özmedir’i komisyonda “limon” yenildiğini söylemesi üzerine kendini tutamadı.

Limon lafını duyduğunda kendini kötü hissettiğini ifade eden milletvekili, konuşmasının detaylarını paylaşırken renkli dakikaların yaşanmasına neden oldu.

İşte ekran başındakileri güldüren o neşeli anlar…

Cihaner’e yasama dokunulmazlığı şoku

Cumartesi, 10 Mart 2012

Eski Erzincan Başsavcısı ve CHP Milletvekili İlhan Cihaner ile emekli Org. Saldıray Berk’in de olduğu 14 sanık hakkında Ergenekon kapsamında düzenlenen iddianame ve son soruşturma kararında çarpıcı tespitler yer aldı.

Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nin son soruşturma kararında, Cihaner ve diğer sanıklara yöneltilen ‘Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olma, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde resmi belgede sahtecilik ve birden fazla kişi ile tehdit’ suçlarından yargılanmalarını gerektiren delillerin bulunduğu belirtildi. Cihaner hakkında yasama dokunulmazlığının söz konusu olmadığı, sanıkların Dursun Çiçek imzalı planı Erzincan’da icraya koydukları vurgulandı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı Erzincan’da uyguladığı iddiasıyla Yargıtay’da yargılanması kararı verilen, aralarında eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ve emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de bulunduğu sanıklarla ilgili iddianame yerine geçen son soruşturma kararında önemli ifadeler bulunuyor. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nin son soruşturma kararında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Berk, Cihaner ve diğer sanıklar hakkında hazırladığı iddianameden de alıntılar yapıldı. Ergenekon terör örgütünün silahlı olarak ülke genelinde faaliyet gösterdiği, gerçekleştireceği eylemler için sakladığı çok sayıda silah ve mühimmatın kolluk görevlilerince ardı ardına yapılan operasyonlarla yakalanması ve terör suçları kapsamında ceza davalarına konu edilmiş olmasının, örgütün deşifre edilmesine ve eylem kapasitesinin düşürülmesine yol açtığı kaydedildi. Tunceli Başsavcılığı’nın iddianamesinde şunlar vurgulandı: “Ancak örgüt mensupları hakkında açılmış soruşturmalar ve davaları sonuçsuz bırakma ve delilleri karatmayı stratejisinin bir parçası olarak gören örgütün, ilerleyen dava sürecinde hukuka uygun olarak elde edilen ve suç konusu olayları bütün boyutlarıyla temsil eden delillerin ciddiyetine gölge düşürmek, özellikle de kendisine karşı kararlı bir mücadele ortaya koyan kolluk görevlilerini yıldırmak ve Ergenekon terör örgütünün asli amaçlarına ulaşmak maksadıyla, kamu görevlileri bakımından oldukça üst düzeyde temsil olanağı yakaladıkları Erzincan’da, Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olan bir planı icraya koydukları anlaşılmıştır.”

YASAMA DOKUNULMAZLIĞI MUTLAK DEĞİLDİR

Mahkemenin son soruşturma kararında, milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili değerlendirmeler de yapılıyor. Kararda, “Yasama dokunulmazlığı mutlak değildir.” deniliyor. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlarda dokunulmazlığın söz konusu olmadığı vurgulanıyor. Şu ifadeler kullanılıyor: “Anayasa’nın 83. maddesine göre ‘seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar’ bu hükmün dışındadır şeklinde düzenleme getirmiştir. Dolayısı ile bu halde de dokunulmazlık söz konusu olmayacaktır. Ancak bu halde de yetkili makam durumu TBMM’ye bildirmek zorundadır. Bu durumda Meclis’in karar almak sureti ile milletvekiline dokunulmazlık tanıma yetkisi yoktur. Zira Anayasa’nın 138. maddesi yasamanın yargıya müdahalesini kesin olarak reddetmektedir. Dokunulmazlığı kaldırılan ya da dokunulmazlık kapsamı dışında kalan hallerde, milletvekilleri cezai takibat açısından artık diğer vatandaşlar gibidir. Yani suç iddiası nedeni ile milletvekili tutulabilir, sorguya çekilebilir, tutuklanabilir ve yargılanabilir. Milletvekilinin dokunulmazlığı, sadece yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararında belirtilen fiiller için kalkar.” Kararda, sanıklara isnat edilen suçların terör suçu olduğu vurgulanırken, Cihaner’in bu anlamda dokunulmazlığının bulunmadığı kaydedildi.

Vekillikten sonra ilk yönetmenlik deneyimi

Cumartesi, 10 Mart 2012

Yönetmen milletvekili Sırrı Sürreya Önder vekil seçildikten sonra yönetmen koltuğuna ilk kez oturdu.

Filmleri önce Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri izledi.

Sırrı Sürreya Önder’in de üyesi olduğu Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri 8 tanıtım filmini inceledi.

Yeni anayasanın nelere getireceğine ilişkin hazırlanan kamu spotlarını milletvekilleri beğendi.

Çarşamba günü de komisyonun kamu spotlarını inceleyeceği belirtildi.

Komisyon, Sırrı Süreyya Önder’in filmlerine onay verirse, tanıtımlar başta TRT olmak üzere televizyon kanallarında yayınlanacak.

PKK, İbrahim Güçlü için ‘özel tim’ kurdu

Cumartesi, 10 Mart 2012

Terör örgütü PKK’nın aydınlara yönelik tehditleri devam ediyor. Örgütün hedefindeki son isim Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü.

Terör örgütü PKK’nın aydınlara yönelik tehditleri devam ediyor. Örgütün hedefindeki son isim Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü. PKK’nın infazlarına yönelik açıklamalarıyla dikkat çeken Güçlü, örgüt tarafından tehdit ediliyor. İddiaya göre göre Güçlü’yü ölüm listesine alan terör örgütü, ‘özel tim’ kurdu.

PKK’nın yaptığı infazlar konusunda Meclis Araştırma Komisyonu’na rapor sunan; Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na bilgi veren Güçlü’yü, açıklamalardan rahatsız olan terör örgütü, sık sık mesaj göndererek tehdit ediyor. PKK’nın ‘özel tim’ kurduğu bilgisine ulaşan emniyetin, Güçlü’yü bilgilendirdiği öğrenildi.

Cihan Haber Ajansı (Cihan) muhabirine konuşan Güçlü, örgüt tarafından tehdit edildiğini doğruladı. PKK’nın hem grup ve hem de parti aşamasında bütün Kürt örgütlenmelerini, kendi içindeki muhalifleri düşman kabul ettiğini dile getiren Güçlü, bu katliamla ilgili tartışmaların on yıllardır devam ettiğini hatırlattı. Son dönemlerde kendisi ile Kemal Burkay’ın Meclis İnsan Hakları Alt Komisyonu’nda yaptı açıklamaların Türkiye’nin, bölgenin, dünyanın gündemine yerleştiğini; konunun üzerinde tartışmaların yoğunlaştığını anlatan Güçlü şöyle devam etti:

“Kürt aydınları ve siyasetçilerinin büyük bir kesimi, PKK hakkında yıllardır açıkça yazdığım ve her yerde dile getirdiğim görüşlerimi, Meclis’te ve Diyarbakır Savcılığında da dile getirmemden sonra; bu görüşlerime karşılık demokrasi ve eleştiri anlayışıyla bağdaşmayan karşıt görüşler dile getirdiler. Bazı Kürt aydınları ve siyasetçileri, ‘PKK sorunu bir iç sorunumuzdur, bu sorunu başkalarıyla konuşmamalıyız’ diyorlar. Oysa 21. yüzyılda insan hak ve özgürlüklerini, halkların ve milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkını ilgilendiren hiçbir sorun, iç sorun değildir. Bu sorunların hepsi evrensel sorunlardır. Devletin PKK eliyle gerçekleştirdiği, sıradan bir insan hak ve özgürlüklerini ihlal kapsamında ele alınacak bir sorun değildir. Ortada olan gerçek, bir Kürt katliamdır. Bu nedenle, bir iç sorun değil, haydi-haydi evrensel bir sorundur.”

“PKK’YI TEMİZE ÇIKARIP, KATLİAMLARI SIRADAN BİR OLAY GİBİ DEĞERLENDİRİYORLAR”

“Bazı Kürt aydını ve siyasetçisi, PKK konusunda kendi tanımlarıyla, benim tanımımı aynılaştırarak soruna yaklaştılar.” diyen Güçlü, bazı Kürt siyasetçi ve aydınlarına göre ‘PKK bir Kürt örgütüdür. Bu nedenle Kürt örgütünü açıkça ve Kürtlere ait olmayan platformlarda eleştirmemek gerekir’ dediklerini aktardı.

“PKK’nın kürt örgütü olması halinde bile PKK’nın Kürtlere ait olmayan platformlarda eleştirilmemesi gerekir” düşüncesinin demokrasiye aykırı, insan hak ve özgürlükleri konseptine de karşıt ve yanlış olduğunu vurgulayan Güçlü, PKK’nın devletin örgütü olarak yapılandırıldığını halen anlamayan Kürt siyasetçi ve aydınlarına Öcalan’ın açıklamalarına bakmalarını istedi. Güçlü şunları söyledi:

“Bazı Kürt aydınları ve siyasetçileri ise PKK’nın katliamını; PKK’nın Kürt liderlerini, yüzlerce Kürt yurtseverini, kanaat önderi ve toplum yöneticilerini, binlerce kendi muhaliflerini, onlarca Türk sol kadrolarını, Kürdistan’ın diğer parçalarında binlerce Kürt yurtsever kadrolarını, binlerce Peşmerge’yi öldürmesini sıradan bir olay olarak değerlendiriyor. Bu Kürt aydın ve siyasetçilerin, vicdanları olmadığı kesin. Ayrıca bunların PKK’ya çıkarcı bir yaklaşım içinde oldukları tartışmasızdır. Kürtlere ait olmayan platformlarda PKK eleştirilmemelidir diyen Kürt aydınları ve siyasetçileri, Kürt platformlarında, özellikle de PKK’nın bulunduğu ve tertiplediği platformlarda da konuşmuyorlar, susuyorlar, PKK’yı eleştirmiyorlar. Bundan bir dönem önce Diyarbakır’da Kürt Konferansı yapıldı. Bu konferansa birçok Kürt siyasetçi ve aydın; Kürt siyasi çevre de katıldı. Bu konferans, yıllar sonra oluşmuş bir platformdu. Bu platform, hesaplaşma, muhasebe, ortak kararlara varma platformu olmalıydı. Muhasebe edilecek ve yargılanacak güç de PKK idi. Ne yazık ki o konferansta PKK hiçbir şekilde eleştirilmedi.”

“ÇIKARLARINDAN DOLAYI SESSİZ KALDILAR”

Yabancı platformlarda PKK’nın eleştirilmesine karşı olanların Kürt platformlarında da ‘birlik’ ve benzeri gerekçelere sığınarak, PKK’yı temize çıkardıklarını dile getiren Güçlü, PKK’yı eleştirecek aydınların da konferansa çağrılmamasının ayrı ve temel bir sorun olduğuna dikkat çekti.

“Kendisine Kürt aydını ve siyasetçisi diyenlerin, bu soruna karşı sessiz kalmamalarıydı. Oysa PKK korkusundan ve çıkarlardan üstelik de küçük çıkarlardan dolayı buna sessiz kaldılar.” diyen Güçlü, “Beni ve Kemal Burkay’ı eleştiren Kürt aydınları ve siyasetçileri (Öcalan’ın vekili Ş. Elçi hariç), bizim dile getirdiğimiz görüşlere karşı da bir görüş ileri sürmüyorlar. Yazdıklarımızın ve dile getirdiklerimizin doğru olup olmadığı konusunda bir irade beyanında bulunmuyorlar. Örneğin, PKK’nın Kürt lideri Ferit Uzun’u öldürmediğini, PKK Merkez Komite Üyeleri Haki Karer, Çetin Güngör, Resul Altın Ok, yüzlerce Kürt yurtseverini ve diğerlerini öldürmediklerini ileri süremiyorlar. Bazıları da ahlaki olmayan bir şekilde birkaç standartlı davranıyorlar: Kendileri Türk Meclisinde milletvekili oluyor, devletin verdiği milletvekili emeklilik maaşı ile besleniyor, ama Meclis’i ‘meşru görmüyor’ görünüyor. Eğer birileri Meclis’i meşru görmüyorsa, o platformda yer almamalı, emeklisi olmuşsa o kurumun maaşını almamalı. Bunu da yapmayarak, birkaç standartlı davranıyorlar. İkiyüzlülük yapıyorlar. Bazıları da PKK’nın katliamını, küçümsüyor, katliamı PKK’nın sıradan bir hatası olarak değerlendiriyor. Şıvan Hareketi ve DDKO Komünü üyesi, Eski DEP Milletvekili dostum Mahmut Kılıç ve birçok Kürt aydını, siyasetçisi bu yaklaşım içinde. Bu yaklaşımı dehşet ve ibretle izliyorum.” diye konuştu.

Erdoğan ne dedi?

Cumartesi, 10 Mart 2012

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Karşımızda sadece eli silahlı bir terör örgütü yok. Karşımızda, aynı zamanda Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan bir örgüt var” dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısının açılışında,gündemdeki konuları değerlendirdi.

Konuşmasına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlayan Başbakan Erdoğan, yarın Mardin’de kutlamalar çerçevesinde yapılacak etkinliklere dikkati çekerek, ”Büyüyen Türkiye, Güçlenen Kadınlar konulu bir programla, Mardinli hanım kardeşlerimizle birlikte bu anlamlı günü en iyi şekilde değerlendireceğiz” dedi.

Eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye Erdoğan’ın yanı sıra, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve eşiyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in Uludere’ye yaptığı ziyareti değerlendiren Erdoğan, şunları söyledi:

”Irak sınırında, sınır ötesi meydana gelen elim hadisede çocuklarını, eşlerini kaybeden vatandaşlarımızla, özellikle oradaki hanım kardeşlerimizle hasbıhal ettiler, dertlerini paylaştılar, sorunlarını dinlediler. Buradan, Uludere’deki, Ortasu, Gülyazı ve Ortabağ köylerindeki kardeşlerime, misafirperverliklerinden, samimiyetlerinden, muhabbetlerinden dolayı bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bir kez daha, o elim hadisede hayatını kaybetmiş kardeşlerimizi rahmetle yad ediyor, acılı ailelere sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.”

-”Bu süreç, milletimizden iki kez üst üste onay aldı”-

AK Parti olarak, Türkiye’nin en önemli meselelerinden terör meselesini çözmek için uzun süredir büyük bir kararlılıkla gayret gösterdiklerini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

”Bizim, Kürt meselesiyle ilgili terör sorununa bakışımız en başından beri bellidir. Partimizin programını açtığınız zaman veya televizyon ekranlarında bizi izleyenler partimizin programını açtıkları zaman Güneydoğu, Doğu, Kürt Sorunu adına ne derseniz deyin bununla ilgili orada geniş bir şekilde bizim düşüncemizin ne olduğunu ne yapmak istediğimizi o kuruluştaki programımızda okurlar. Orada bunu görürler. Bizimki sonradan icat edilmiş veya sonradan gündeme gelmiş bir konu değildir ve daha sonra bu gelişerek, genişletilerek yaptığımız çalışmalarla 2005 Ağustos’unda Diyarbakır’da yaptığım konuşmayla adeta bir ivme kazanmıştır. Bu sorun 3 Kasım seçim beyannamemizde, ardından hükümet programlarımızda etraflıca ele almak suretiyle bunun çözümüne yönelik adımlar attık.”

2010 yılında, hükümet olarak Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi adı altında, bu meseleyi köklü şekilde çözmek üzere yeni ve kararlı bir süreci başlattıklarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Bu süreç, milletimizden iki kez üst üste onay aldı. Birincisi, 12 Eylül 2010 halk oylamasında milletimiz, bize güvendiği, bize inandığı ve politikalarımızı desteklediği için sandık yoluyla ispat etti, ortaya koydu. Herhalde bu işin onayını anamuhalefet veya muhalefetteki partilerden alacak değiliz. Milletten alacağız. Millet de bunun onayını verdi. Ardından, 12 Haziran 2011′de, Türkiye’nin her kesiminden, her coğrafi bölgesinden oy alarak, Türkiye genelinde her iki kişiden birinin teveccühüne mazhar olarak, her alandaki politikalarımızla birlikte, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizi de bir kez daha halkımızın desteklediğini, onayladığını gördük.”

-”Karşımızda sadece eli silahlı bir terör örgütü yok”-

”Biz, bize verilen desteği heba etmek niyetinde asla değiliz” diyen Erdoğan, şöyle dedi:

”Milletimize hayal kırıklığı yaşatmaktan bugüne kadar özenle kaçındık, Allah’ın izniyle bundan sonra da kaçınacak ve milletimize hayal kırıklığı yaşatmayacağız. Ancak şunun çok iyi bilinmesini istiyorum. Kürt meselesi veya terör meselesi veya Güneydoğu, Doğu denilen olgu göründüğünden çok daha büyük, karmaşık, iç içe geçmiş bir sorunlar kümesidir. Ama bu ilanihaye devam eden bir süreç midir? Bunu da ben paylaşmıyorum. Çünkü biz burada ciddi mesafeler aldık; ciddi meseleler kat ettik. Peki mesele nedir? Mesele, eli silahlı bir terör örgütüyle mücadele meselesi değildir. Bunun siyasi boyutu var. olayın aslı budur. Bunun diplomatik, ekonomik boyutu var. Bunun güvenlik boyutu var. Bunun sosyolojik, psikolojik, kültürel boyutu var. Hep bunu anlattık.

Bir de bu meselenin, istismar boyutu, çıkar boyutu, karmaşık bir uluslararası ekonomik ve uluslararası siyasi boyutu var. Buraya çok dikkat edelim. Yaklaşık 30 yıldır devam eden terör, birilerinin işine geldiği için, birilerine ciddi çıkar sağladığı için desteklenmiş, büyütülmüş, korunmuş ve kollanmıştır. Burada insan kaçakçılığı mı ararsın, var. Burada esrar eroin kaçaklığı mı istersin, var. Buradan çok ciddi imkanlar elde ediliyor. Burada silah kaçakçılığı mı istersin, var. Bunların hepsi bu işin içinde. Sadece yurt dışında değil, yurt içinde de siyaseti dizayn etmek, toplumu dizayn etmek adına terör bir araç, bir malzeme, bir taşeron olarak kullanılmıştır.

Karşımızda sadece eli silahlı bir terör örgütü yok. Karşımızda aynı zamanda Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan bir örgüt var. Karşımızda uyuşturucu trafiğini yöneten, uluslararası karteller tarafından taşeron olarak kullanılan bir örgüt var. Karşımızda, ülke içindeki birtakım çeteler tarafından kullanılmış, ülke içindeki bazı karanlık odaklara taşeronluk yapan bir örgüt var. Türkiye üzerine emelleri olanların, siyaset üzerine planları olanların adeta kiraladıkları, ihale verdikleri, büyütüp besledikleri bir örgüt var. Nitekim bunların bir kısım liderlerinin paralarına Amerika’daki bankalarda el konulmuştur. Neden? Bu yüzden. Biz sadece dağdaki teröristle değil, işte onun arkasındaki bu kirli ellerle, onun arkasında, ipleri elinde tutan kirli odaklarla da mücadele ediyoruz.”

-”Üç koldan AK Parti’ye saldırıya geçtiler”-

Türkiye’de herkesin terörün bitmesini, bu meselenin çözülmesini istediğini, ancak silah tüccarlarının bunu istemediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Uyuşturucu kartelleri bunu istemiyor. Türkiye’de istikrar, güvenlik, refah istemeyenler, bu meselenin çözülmesini istemiyor. Açık söylüyorum: Öldürülen teröristlerin, onlarla birlikte şehitlerimizin kanını siyasi istismar aracı olarak kullananlar da bu meselenin çözümünü istemiyor. Öyle ki sırf AK Parti bu meseleyi çözecek, başarı AK Parti’nin hanesine yazılacak diye, kendi şahsi hırsları uğruna meselenin çözümünü istemeyen kesimler var. MHP, bu süreçte bize destek vermedi. Neden? Ya siz şehit cenazelerinden rahatsız değil misiniz? Siz, ay yıldızlı bayrağa sarılmış şehit tabutlarının gelmesinden rahatsız değil misiniz? Bu ülkenin kaynaklarını tüketen, huzurunu bozan, kardeşliğini zedeleyen bu meselede destek vermeyeceksiniz de hangi konuda destek vereceksiniz?

Aynı şekilde CHP, en başından itibaren bu meselenin çözümü için attığımız adımların karşısında oldu. Aynı şekilde BDP, istismar alanı ortadan kalkacağı için, beslendiği bataklık kurutulacağı için bu meselenin çözümünün tam karşısında oldu, çözüm süreçlerini sabote edecek söylemler içine girdi. O kadar ki yan yana gelmeleri tahayyül dahi edilemeyen bu 3 parti, 12 Eylül’de de 12 Haziran’da da tüm ilkelerini çiğneyerek ortak hareket ettiler. Elazığ’da, AK Parti’nin seçim kazanmasından korkan BDP’lilerin, MHP’yi destekleme gayretleri basına yansıdı. Aynı şekilde, Hakkari’de AK Parti mitingini tehdit yoluyla sabote eden BDP ve terör örgütü, Türk bayrağı olmaksızın CHP mitingine tam destek verdi.

Seçim sonuçlarına baktığınız zaman CHP’nin kaçıncı sırada olduğunu göreceksiniz. Bu desteğe rağmen ikinci, üçüncü sıraya giremedi. Olayın nerelerden nasıl desteklendiği çok açık ortada. Meselenin çözülmemesi, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin başarıya ulaşmaması için üç koldan AK Parti’ye saldırıya geçtiler, birbirleriyle ittifak yaptılar.”

-”Bu mesele, her şeyden önce bir insani meseledir”-

”Bunların hiçbiri bizim için mazeret olamaz. Bunların hiçbiri bizim bahanemiz olamaz” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Biz bu yolda, MHP, CHP, BDP ile değil, aziz milletimizle birlikte yürüyoruz. Biz, gücümüzü milletten alıyor, milletin bize çizdiği istikamet doğrultusunda yürüyoruz. Defalarca ifade ettik. Bedeli ne olursa olsun, biz Allah’ın izni, milletimizin desteği ve hayır dualarıyla bu meseleyi çözecek, son nefesimize kadar da bu uğurda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bakın bu mesele, her şeyden önce bir insani meseledir. Bu mesele, her türlü çıkarın, her türlü planın, projenin üzerinde, bir kardeşlik meselesidir. 1071′den bugüne kadar, yaklaşık bin yıldır, hatta çok daha eski tarihlerden bu yana, biz birçok badireyi birlikte atlattık. Dayanışmayla, kenetlenmeyle, birlik ve muhabbetle biz bu topraklarda kardeşlik hukukunu yücelttik. Kim hangi hesabı yaparsa yapsın, bizim bu kardeşliğimizi zedeleyemez. Kim hangi çıkarın peşinde koşarsa koşsun, bizim dayanışmamızı bozamaz, aramıza nifak sokamaz. Çünkü biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik.”

”Allah’ın biçtiği ömrü değiştiremezsiniz”

Cumartesi, 10 Mart 2012

İl başkanları toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan,sağlık durumunu manşetine taşıyan Taraf gazetesini eleştirdi ve ”Bize ömür biçenler küstahlık içindedirler” dedi.Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

Kürt meselesi ile ilgili terör sorununa bakışımız en başından beri bellidir. Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar attık. 2010′da sorunu çözmek için yeni ve kararlı bir adım başlattık. Son seçimdeki oy oranları halkın Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizi desteklediğini gösterdi.

Kürt meselesinin siyasi, ekonommik, kültürel boyutu var. Bir de istismar ve çıkar boyutu var. Terör yurtiçi ve yurtdışında siyaseti dizayn etmek için kullanılıyor. Karşımızda bir takım çeteler tarafından kullanılmış, karanlık odaklara taşeronluk yapan bir terör örgütü var. Biz sadece dağdaki teröristle değil, onun arkasındaki kirli ellerle de mücadele ediyoruz. Silah, uyuşturucu satıcıları çözüm istemiyor.

Kendi şahsi hırsları uğruna terör sorununun çözümünü istemeyen kesimler var. MHP bu süreçte bize destek vermedi. MHP, CHP ve BDP Kürt sorununun çözümü için attığımız her adımın karşısında oldu. Kürt sorununun çözülmemesi için muhalefet 4 koldan saldırıya geçti. Ama bunların hiçbiri bizim için bahane değil. Kürt meselesini çözeceğiz, son nefesimize kadar bunun mücadelesini vereceğiz. Bu bir kardeşlik meselesidir. Bizim kardeşliğimiz bir kavmiyet, ırkçılık kardeşliği değildir. Bizim bir inanç kardeşliğimiz, birliğimiz var.

ULUDERE

Uludere’deki hadise çok büyük bir imtihan olmuştur. Biz bunun acısını kalbimizden duyarken birileri bu acıdan faydalanmanın yolunu tutmuştur. Biz üzülürken onların kameralar karşısında kahkahalar atması caniliklerinin göstergesidir. Bu konuda CHP’nin samimiyetsizliği de ortadadır. 75 milyon şundan emindir. Uludere’yi aydınlatmak için tüm kurumlarımız seferberdir. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi olarak vicdanı olan bir partiyiz. Biz Uludere’nin acısını yüreğimizde duyuyoruz. Birileri bunu fırsata dönüştürüyor. Olayın aydınlığa kavuşturulması için çalışıyoruz. Uludere’deki kardeşlerimiz ve tüm Türkiye emin olsun. Bütün provokasyonlara, kışkırtmalara rağmen olayın üzerine gidiyoruz. İnsan zihninden önce vicdanı ile düşünür.

Tehditlere boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bize ömür biçecek olan Allah’tır. Söylentilere kapılıp bize ömür biçenler büyük bir küstahlığın içindedir. Bazı restoranlarda müzik kutuları vardır. İçine bir lira atarsınız istediğiniz şarkıyı çalar. Neyi seçerseniz 1 lira karşılığı onu dinlersiniz. Tıpkı onun gibi manşet atanlar var. Jetonu alıp yazı yazıp manşet atıyorlar. Washington’da fahri ataşe gibi çalışan gazeteciler şimdi demokrasi havarisi kesildi. 28 Şubat’ta yaptıklarını unutmadık. Siz milleti unuttu sanıyorsunuz ama unutmadı. Bu tehditlere de biz pabuç bırakmayacağız. Bu manşetleri atanlar bilsinler Allah’ın takdir ettiği ömrü ne bir an geri ne de ileri götüremezsiniz. Plan Allah’a aittir.

TERÖR ÖRGÜTÜ

Terör örgütleri ile çocukların nasıl istismar edildiğini görün. Kürt kökenli kardeşlerim terör örgütünün nasıl infazlar yaptığını, uzantısı olan partinin istismarını görsün.

CHP

Bir sendika yurtdışında Türkiye’ye karşı kara propaganda yürütüyor. CHP de Türkiye’ye zarar veren kampanyalarda görev alıyor. Türkiye’de, kendi ülkesini başka ülkelere şikayet eden bir siyasetçi bugüne kadar görülmedi.

TUTUKLU GAZETECİLER

Gazetecilerin keyfi tutuklandığını iddia ederek karalama kampanyası yapıyorlar. Aynı ana muhalefet gibi bazı kampanyalara sarılıp kötülüyorlar. Hatta bir ABD’li yazar “Türkiye’de tutuklu gazeteciler var, İsrail’de yok” dedi. Geçtiğimiz hafta Ramallah’ta 2 TV kanalının kapatıldığını da hatırlatmak isterim. Türkiye çok siyasetçi gördü ama bu kadar acziyet içinde bir muhalefet görmedi.

Bir sendika Türkiye’de 105 gazetecinin tutuklu olduğunu iddia etti. Bunların çoğu gazeteci değil. Başka meslekten kişiler tutuklu gazeteciymiş gibi gösteriliyor. Gazeteciymiş gibi gösterilen kişiler terör örgütüne yardım etmekle suçlanıyor. CHP lideri de bunları savunuyor. İngiltere’de gazeteciler tutuklandı. Ama İngiltere’deki muhalefet partilerinin ülkesini şikayet ettiğini duymadım. CHP, polise silahlı saldırı yapanları gazeteci diye savunuyor. Ülkesini şikayet ediyor.

Adalet Bakanlığı, tek tek bu isim listesinin tutukluklarını çıkardı. 25 tutuklu, 70 hükümlü, yani 6 kişinin ismi yok. Yani hayali ve 5′i de serbest bırakılmış. Bunlardan sadece 6′sının sarı basın kartı var. Bu listedeki 69 kişi PKK Kontra-Gel örgütü ile 11′i Devrimci Karargah ve diğerleri farklı biçimde suçlanıyor.

Bunlar PKK üyelerine bilerek isteyerek yardım, ruhsatsız silah ve mermi almak, sahte kimlik kullanmak, terör örgütüne adam toplamak suçundan yargılanıyor. Bu nasıl bir anlayış anamuhalefet partisi? CHP lideri gibi kimse kara propaganda yapmadı. Sorun lidere CHP nereye gidiyor nereye götürülmek isteniyor bir sorun… Listeyi isterse hemen veririz..